Kayıtlar

kısa hikayeler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Günün Kısa Hikayesi ''Begonvil''

Resim
Bir şarkının başlattığı fikir silsilesi... Begonvil boy vermiştir şimdi Yasemen basmıştır Bodrum'u Kokusu geldi rüzgarın Bi kelebek öptü boynumu Sen şimdi gerdanını maviye Göğsünü bir yelkenliye Gönlünü ilk önüne, çıkan yaz seferine Bağlamışsındır, aaah Vurunca dibine, sakız rakısının Biraz da ağlamışsındır Benim yerime de sev, bekletme hayatı Bu kadarına razıysan, yaşa gitsin Kaç kişiyiz savunan sevdayı?

Günün Kısa Hikayesi ''Aşk Mektubu''

Resim
Yoğun teknoji en samimi duygularımızı öldürdü... Sevdiğiniz birine mektup yazmak istiyor ve ne yazacağınızı bilmiyorsaniz en doğru yerdesiniz. Başlayalim...  " Cok zor insanin duygularini anlatmasi...  Cok zormuş iliklerinine kadar işlemiş aşkı anlatmak.  Ama en güzeli, en derin, en ozel duygu sen konuştuğunda tüm seslerin sağır olması... Sen baktığında tüm gözlerin görmüyor olması...  Aşk üzerine destanlar, masallar, hikayeler yazılmış. Destanlari aglaticak, masallari durduracak, hikayeleri kifayetsiz birakicak bir aşksın sen...  Insanin gönlünden kanatlanan bir kuş varmış... Yükü kalbi , kalbi mecali kadarmış. Azad ettim kalbimdeki kuşu sen diye cirpiniyor minicik kanatlariyla... "

Günün Kısa Hikayesi ''Dilberin Aşkı''

Resim
Bir çoğumuz bilir dilberin aşkını... Şairinde dediği gibi ; önce kör eder insanı, sonra sağır, tutmaz elin ayağın düşersin ağır ağır...  Unutturur adını, unvanini...  Duyduğun her sesi, gördüğün her yüzü, hatta zamanla kalp atışlarını ona benzetmeye başlarsın... Böyledir işte aşk buram buram yaşarsın. En son nezaman uykusuz kaldın aşk için? Büyüktür aşkın bedeli... Yarıda kalmasın aşklar sar sımsıkı tüm kalbinle, sevginle, aşkınla vazgecme ondan.  Kavuş bir dilberin aşkına !  Bu şiiri yazan şair kavuşamamış sen terk etme dilberini ve onun güzel aşkını...

Günün Kısa Hikayesi ''Yazsam Roman Olur''

Resim
İnsanın kendini anlatması ne çok zormuş. Belki bir çoğumuz diyordur bunu yazsam roman olur diye... Bende dedim, roman olmasada yazıyım birşeyler... Ve en sevdiğim nostalji turu yapalim biraz, Bahçeli kocaman bahçeli büyük bir evde doğdum .  Kaç kişi taşınırken evin duvarlarını öper ? Vedalaşmak 6 yasindaki bir cocuk icin sarilmak ve öpmekmiydi? Hiç unutmuyorum borulara kadar tüm evi hatta duvarları bile öpmüştüm :) Taşınmadan bir kaç gün önce annemle babamın konuşmasını duymuştum... Babam anneme " hafta sonu taşıyacağız" dediğini duymuştum. Bu kelime beni cok heycanlandırmıştı. İlk defa taşınıyorduk... Evizin altina tekerlekler takıp hep birlikde cekerek taşıyacağımızı düsünmüstüm. Şimdi ne kadar komik geliyor degil mi? Ama minicik bi cocukken hafta sonunu iple çekmiştim. Veeeeeeee hayal kırıklığı... Kapının önüne gelen büyük bir araç ve eşyalarımızı taşımamıza yardım için gelen bir kaç tane büyük abi...  Çocuklarla eşyalarımız veya yiyeceklerimizi pay

Günün Kısa Hikayesi ''Biberon''

Resim
Şimdi düşünüyorsunuz " elinde biberonlu bu minik cocuk kim? " diye... Ne zamandır bu kadar içten gülmüyoruz? Tüm dünyam biberonum ve annemden ibaret olduğu zamanlardi sanırım... Her anne anlatir sanirim büyüdüğümüz de çocuğumuzu, ben cok uslu bir çocukmuşum :) Cizgi film hic sevmezmişim, çok fazla oyuncağımda yoktu parmaklarimla oyun kurabilirdim yada evimizin bahcesinde saatlerce toprakla taşlarla kendime büyük şatolar yapabilirdim. Zihnimizin en küçük köşelerine gömdüğümüz kocaman anilarimiz var.  Peki onlar neden orada?  Vaz mi geçtik acaba özümüzden benliğimizden... Çok küçüktüm, ablamla bahçede oyuna dalmıştık hava epey karamıştı. Annem bize hep ezan okunduğunda evde olmamızı tembihlerdi... Halbuki o gün ezan okunmus uzerinden saatler gecmisti. Annem cok sinirliydi geldigimizde... Ablamla beni kapinin önüne çıkarmıştı "eve geç geleni almadığını" soylemisti. Hava sogumaya başlamıştı, ablamin hirkasina ikimiz birden sarilmistik. Kapiya vuruyordu

Günün Kısa Hikayesi ''Portakalımsı''

Resim
Cok soğuk kış günlerini bir çoğumuz hatırlarız... Çocukluğumda bana " en cok seni ne mutlu eder? " diye sorsalar, pazara gitmek derdim. Ozamanlar pazara gitmek günümüzün Starb oturmak gibiydi daha doğru ben ve ailem icin öyleydi.  Pazarda bu kadar cazip olan ne vardi? Aklıma geldikçe iştahımı kabartan muzlu gofret ve bir çok portakal... O zamanların portakalı bir başka kokardi. Kokusu nefesini kesicek kadar güçlüydü. Dalından yeni koparılmış kadar tazeydi. Ekmeğin 25 kuruş olduğu zamanlardi.. Her pazardan dönüşümüzde harika bir sofra kurulurdu. Yeni alinmiş tulum peyniri, biber ve kekikle harmanlanmış zeytin, salatalik, domates ve köy yumurtasimdan omlet... Günümüz çocuklarının mutlu olmak için cok fazla sebebi var. Pahalı oyuncakları, oyun salonları, telefon, tablet vb. Bizim bunlardan hic biri yoktu. Büyüklerimden kalan bir kaç oyuncağım dışında... Bunları bir tanıdığıma anlattığımda "benim çocukluğum bile olmadı hep calıştım" demişti. Günümüzde çocukl

Günün Kısa Hikayesi ''Bir Çiçek ''

Resim
Duygularimiz kaç yaşında oluşmaya başlar? Acaba anne karninda mi var oluyor duygularımız?  Cok küçüktüm... Belki 5 veya 6 yaşlarındayım, cok büyük bahçesi olan bir evimiz vardi. Bahçemizde inanilmaz güzel rengarenk ciceklerle doluydu. Bahcenin en sonunda sadece bir tane kirmizi gül vardi. Her gün heyacanla gülün büyümesini beklerdim ve bir gün büyüdü... Rengi kokusu harika bir gül olmuştu. Komsumuzun da benim yaslarimda bir oglu vardi cocuklugumun en yakın arkadaşı... Gülü kopardigim gibi onun yanina koşmuştum. Simdi merak ediyorsunuz degil mi ? En yakin arkadasim olan komsumuzun oglu aglamisti, cicegimin aynisindan istemişti. Aglayarak anneme gitmislerdi, annem tum ciceklerden muhtesem bir buket hazirlamisti.  Hangimiz hatirliyor ilk öfkeyi veya kıskançlığını?  Minicik bir yasta hissedemeyiz diyorsunuz belki... Her cocuk kocaman bir yetiskindir aslinda sadece yetiskin bireye göre daha masum ve temizdir. Onlari gozumuzde cocuk yapan bizleriz. Sobali evlerimizde kestan

Günün Kısa Hikayesi ''Gece''

Resim
Hepimizin en az bir kez düşündüğü bir soru nedir? Sanirim bunu ilk 6 yasimda dusunmeye baslamistim... Kimi insanlar çocukluğunu hatirlayamaz bense unutmadığım en büyük gerçekler sanirim. Buz gibi havada, tel pencerelerle örülü evimizin icinde perdemizin kenarindan görünen saksımızın ucundan izledigimiz karanlikda "acaba diğer insanlar ne hayatlar yaşıyor?" diye düşünmüşüzdür... Acaba neler yaşıyorlardı? Bir geceye en fazla ne sığdıra bilinirdi? Ya istediğimiz insani istediğimiz zaman gorebilseydik? Bir şairin sozlerinden anımsadığım kadariyla gece gunahlarin örtüldüğünü saniriz fakat gece saklayamadigimiz sırlarımız, hatirlamak istemediğimiz olaylarin sabahlarini beklemektir gece... Kimi sesler insani çileden çıkarır. Dudak sapirdatmak, cekirdek veya sakiz sesi bazen cekilmez hale gelir. Gecede boyledir, sesini duyan az ama cileden çıkanı cok... Ben seviyorum yinede geceyi beni hep daha cesur hissettirmistir. Cesur ve mutlu geceler...